Co Admin

Adresim Hüzün
Bugün günlerden hüzün
Yer hüzün ülkesi
İntiharda bileniyor duygular hüzünlü bir karanlığa
Dolaşıyorum gelişigüzel
Ayağımın altında dallar eziliyor
Hüzün kırılıyor yalnızca
Hüzün alıp hüzün satıyorum
Kazancım hüzün
Kaybım da
Gül uzatıyor küçük bir kız
“Al bunlar en güzelleri
Adları hüzün çiçeği
Hüzün kokarlar aynen hüzünlü gönlün gibi...”
Ağaç olsam hüzün dökülüyor yapraklarımdan
Yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme
Bıraksam kendimi kaçsam oradan
Yok olası hüzün koşuyor ardımdan!
Ben: hüzün
İkametgah: hüzün sokağı
Adresim bu işte!
Seni çok Özledim Annem
Co Admin

Topladığım hüzünlerle, yer kalmadı yüreğimde...
Geceyi tüketemedim...yine de...
Ve...bırakamadım şafağı... yerine.
Boşaymış akıntıya karşı kürek...
Kazananı baştan belli,savaşta,
Yenildi yine... bir yürek...
Seni çok Özledim Annem
Co Admin

” Bazen bir öfkenin ardında kalan.. Bazen öfkeye yer bırakmayan. ”
Bazen Leyla’nın izleri, bazen Mevla’nın sözleri, bazen de nargile közleri ile kendisinden zevk alınan hâl. Susmak da cabası..
İçinde yaşamak her şeyi. Geçmişi, bugünü ve geleceği. Hepsini bir potada eritip, ismine hüzün demek.
Düşünmek değil bu, boşvermek hiç değil. Belki de hiçbir şey değil hüzün. Hüzün her şey.
Dertlerin bol, dermanın uzak görünmesi belki.
Anlaşılamamak belki, anlamamak olanları. Anlamaktan vazgeçmek, anlamsızlığı anlamak hüzün.
Dua etmek, hüznü verene, yürekten bir şükür göndermek.
Seher vakti göğe bakmak, ezanı çekmek ruhuna.. Allah demek sonra. Her şeyin üstüne bir “muktedir Allah” lafzı çekmek..
Hayal ile gerçek arası. Sanki hiç bitmeyecek..
Hüzün en güzel hâl belki de. Ağlamakla ağlamamak arasındaki gel-git. Ağlarsam, hüznüm vuslat bulacak…
Seni çok Özledim Annem
Üye

Çok güzel bi yazı belki bir çok kardeşim benim şu anda benim yaşadıgım duyguları yaşıyordur bilmiyorum .ama tamda beni anlatıyo ellerizine yüreginize saglık ALLAH (c.c) razı olsun yazıların hepsi için tşk ederim
Hüzünnn
Ben Geldim..
davetsiz misafir...
Ardından hiç vakit kaybetmeden gelip, yine keyfince yerleşmiş yüreğime...
Seni hatırlatan, adı mutluluk olan herşeyi kovmuş benden habersiz. Yalnızlığı seviyormuş bir tek. "Sakın bir şey söyleme" diye tehdit etti.
Sustum.
Ama o susmuyor...
Arada varlığını hissettirmek için sağnak olup yağıyor gözlerime. "sessizliği ve unutulmuşluğu" sevmezmiş öyle demişti geçenlerde.
Nereye kaçsam senin ardından kalan boşluklara düşüyor, bir yerimi feda ediyorum sana zimmetlediğim.
Bu hissettiğim hangi gecenin titrek dokunuşu.
Oysa yine senin ellerin yada senin sözlerin olmalıydı saran yaralarımı...
Yada armağan ettiğin bir şarkıyı duymalıydım hayatın fonunda.
Yani alçıya alınmış bütün duygularımı, yine senden gelen bir kırıntı sarsındı arzum...
Olmadı.
Ben sanmıştım ki, sensiz hüzünlerle sarmaş dolaş olur, yoldaşlık yaparım.
Sen: "hüzün yalnızlığı sever. seni yaren kabul etmez" demiştin..
Biliyor musun? Bu defa sen haklı çıktın.
Odamın en kuytusunda ayın şavkı aydınlatırken çehremi, hüzün yoldaşlık etti de ben yoldaş olamadım
Üzgünüm.
Şimdilerde aklımda bir tek soru var; cevabını bir ömür arayacağım.
Sahi sen biliyorsan söyler misin?
İnsan ne zaman unutuyor gideni?
Ömründen bin ömür gidip, keşkeler "neyse" ye döndüğü zaman mı?
allah c.c razı olsun