Sayfa 1/4 123 ... SonSon
40 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: iki güzel dügün

    Share
  1. #1
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart iki güzel dügün

    Esi, Peygamber Efendimiz'in sevgili kizi Rukiyye radiyallahü anha'nin vefati, kocasi Hazreti Osman'i çok üzdü...agliyor, sik sik haniminin kabrine gidiyor ve uzun zaman kabrin basinda kaliyordu. Osman bin Affan radiyallahü anh'in bu agir üzüntüsü bütün dostlari gibi Hazreti ömer radiyallahü anh'i da üzüyordu...bu sebeple bu üstün kiymetteki arkadasinin evine gitti:

    -Ya Osman! Kabul edersen sana ömer'in kizi Hafsa'yi nikâhlayabilirim.

    Hazreti Osman, bir baba olarak Hazreti ömer'in kendisi için gösterdigi takdire sayan bu fedakârliga memnun oldu ve sükranlarini dile getirdi:

    -Tesekkür ederim. Ancak bana lütfen biraz düsünebilecegim vakit ver.

    ......

    Bu konusmalarinin üzerinden bir-iki gün geçtikten sonra iki güzel arkadas, yolda rastlastilar. Hazreti Osman, Hazreti ömer'in merakini bildigi için selâmdan sonra mevzuu açti:

    -Beni düsündügün için; böyle büyük bir fedakârlikta bulundugun için tekrar sükranlarimi arz ediyorum...ancak lütfen bagislayiniz. Bir zaman daha evlenme fikrinde degilim.

    Hazreti ömer, tabii ki bir sey demedi...ama kalbine hüzün çiselerinin düsmesine mani olamadi.

    ......

    simdi dul olan Hazreti ömer'in kizi Hafsa radiyallahü anha, Efendimize nebilik vazifesi gönderilmeden bes yil önce dünyaya gelmisti.

    ...kocasi Huneys bin Huzafe radiyallahü anh ile birlikte Medine'ye hicret etmisti. Hazreti Huneys, Bedr Cenginde aldigi agir bir yara sebebi ile bilahare Medine'de vefat etti. O'nun vefati Hafsa'yi genç yasta yalniz birakti.

    Bu hal, her babayi düsündürecegi gibi, ömer bin Hattab'i da kizina bir sey farkettirmese de düsündürüyordu...bu yüzden, dul kizini, dul ve hâlâ esini kaybetmenin acilari ile sarsilan Osman bin Affan'a teklif etmisti.

    ...ama cevap malûm.

    Bunun üzerine Hazreti ömer, ayni teklifi müslümanlarin gözbebegi Ebu Bekr radiyallahü anh'a yapti. süphesiz ki koca mümin'in yavrularindan yana kalbi dagliydi...cahiliyet zamaninda küçücük kizini kendi elleri ile diri diri nasil topraga gömdügünü hatirlayalim. Nerede o islam öncesi kati ve sert tavir; nerede bugün cigerparesinin dul kalmasini bile kendine dert edinen pamuk gibi yumusak kalb? Sanki Hafsa'nin sahsinda topraga gömdügü kizinin da gönlünü aliyordu.

    Zaten gayet az konusan Hazreti Ebubekr, sevgili arkadasinin bu teklifine karsi birsey söylemedi.

    Hazreti Osman, hiç olmazsa, olumsuz da olsa bir cevap vermisti; Ebubekr'in ömer'i bundan bile mahrum etmesi, iki kelime ile bir cevap bile vermemesi Hazreti ömer radiyallahü anh'i haylice üzdü. O muhtesem insanin narin kalbi örselenmisti.

    Bir gün dayanamayip derdini dertliler siginagi O yüce Resule açti:

    -Hafsa'yi zevce olarak almalari için önce Osman'a sonra Ebubekr'e söyledim. ikisi de kabul etmedi. Halbuki Osman, su ân dul..

    Sevgili Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem, bu seçilmislerin seçkini can dostu ferahlandirdilar:

    -Ya ömer! üzülme. Hak teâlâ, kizini Osman'dan hayirli bir kimseye nasib etti ve Osman'a da kizindan hayirli bir hanim müyesser eyledi.

    Hazreti ömer'in kalbinde bir ânda huzur papatyalari açti.

    ......

    Bir gün Allah'in Resulü, Hazreti Osman'i yanlarina davet ettiler ve sordular:

    -Seni çok kederli görüyorum. Niçin?

    -Ya Resulallah ben, hem hanimimi kaybettim; hem de Peygambere damat olma nimetini..

    Efendimiz, Hazreti Osman'i da sevindirdiler.

    -Ya Osman! Kardesim Cebrail, yüce Allah'in emrini getirdi ki, bu emr-i ilahide diger kizim ümmü Gülsüm'ü de Rukayye'nin mehri ile sana nikâhlamam buyuruluyor.

    ...tarifsiz sevinçler, Hazreti Osman'in oldu. Bir kere daha Resulullah'a damat olma sanina kavusuyordu. Böyle bir saadet yeryüzünde sadece O'na nasip oluyordu; evet sadece O'na. Yani Osman-i Zinnureyn oldu; iki nura kavusan. Peygamberimiz, ümmü Gülsümle Osman bin Affan'in nikâhlarini Hicri takvimle üçüncü yil Rebiül evvel ayinda yapti...dügünse Cümadelahire ayinda oldu.

    ......

    Sevgili Peygamberimiz saban ayinda da Hafsa'yi ömer bin Hattab'dan istediler...böylece mahzun Hafsa radiyallahü anha'yi Peygambere hanimlik; müminlere annelik tahtina çikardilar.

    Peygamberimiz'in, Hafsa validemize verdigi mehir, dörtyüz dirhem...farkli sebeplerle gönlü kirik iki yüksek dosttan biri damatlik, digeri de Efendimize kayinpederlik serefine kavusuyordu. Hafsa hazretleri ise herkesten üstün bir yere...her sey ne kadar muntazam ne kadar yerli yerince. Ne gönül kirikliklari kaldi, ne bir sey.

    ......

    Aradan bir zaman geçtikten sonra, bir gün yeri ve vesilesi gelince Hazreti ömer, Hazreti Ebubekr'e sormadan edemedi:

    -Ya kardesim Ebubekr! Hafsa'yi sana teklif ettigimde niçin hiç bir cevap vermedin?

    Hazreti Ebubekr aziz dostunun yüzüne sevgi dolu gülücüklerle bakti:

    -çünkü O'nu Resulullah'in isteyecegini biliyordum.

    Hazreti ömer, heyecanina mani olamadi:

    -E, peki bana niçin bu müjdeyi vermemistin?

    üstün insan, bir umman kadar sâkindi:

    -O'na ait bir sirri nasil açiklayabilirdim ki?


    Seni çok Özledim Annem

  2. #2
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Gel Ya Resulallah

    O'nun hürmetine yaratilmis bir alem.. Ve cennetten ilk çikis... Hz. Adem sirt üstü, dünyadan üçyüz küsür yil pismanlik yaslari akiyor. Gözündeki yaslarin kurudugu an gördügü ilk nurlu görüntü arsta "La ilahe illallah Muhammedün Resulallah." ve ilk duasini yapiyor. Ya Rabbi arsta nuru yazan hürmetine beni affet. ilahi cevap aninda tecelli ediyor. "Ya Adem eger sen onun hürmetine kiyamete kadar gelecek olan soyunu da affetmemi isteseydin affederdim."

    Bu olay ve onu takip eden nice asklar... Kim onun narina yanmadi ki... Kendini bilen her kul ve Peygamber onun ümmeti olmak istedi. Nihayet kabul olunan Hz. ibrahim ve Hz. isa'nin (AS.) dualari.
    Hz. isa (AS.) dan sonra alem fikir fikir... Dag, tas, toprak, kus, hava ve nefes alan bütün basiret sahipleri onu bekliyor. Nihayet bahtiyar dede en güzele en güzel anneyi seçiyor. Hz. Abdullah'in nuru artik alemlerin en emsalsiz annesi Hz. Amine'ye geçiyor. Alem nura susamis. Hiçbir varligin hayat sebebine susayamadigi kadar. Nihayet güzeller güzeli, merhamet abidesi, kelimelerin anlatmaya yetmedigi ve bütün varliklarin yaraticisina kavusma ve benligini bulmasinin tek sebebi, merhamet edip aciz dünyaya tesrif buyuruyorlar. Aninda dünya makam atliyor. Yer yüzüne gelen nazar kiyamete kadar dünyayi nurlandiriyor.
    Etrafinda dolananlar birer mecnun. Onun harikulade hallerini nur cemaliyle bir arada görüp de akla sahip olmak mümkün mü?

    Basiret sahibi olan gözler onun yollarinda Bahira misali.. Dag, tas, bulut ve Sevr Magarasindaki yilan, örümcek, kus alemde ne varsa onun hizmetinde, onun askinda. Ya, hutbeyi ona yaslanarak okudugu kuru kütügün, ayrilisiyla aglamasi ve merhamet pinarinin ancak yeni mimberin altina almasiyla susan kütük. Velhasil seytan ve tuzagina düsenler hariç her varlik, onunla var olmanin tadina variyor.
    Diger tarafta en müstesna asiklar. O'nun ayagina diken batmasin diye, bir nazari kendine ulassin diye, O'nun bir duasini alabilsin diye dünya semalarindan hayatlarini feda ederek bir bir kayan sahabe yildizlari
    Ve bizler... 0 nurun alemden göçünden bindörtyüz sene sonra küfrün ayyuka çiktigi anda dünyadayiz. 0 gideli gönüller çorak, adalet öksüz, umutlar kesik, alem daha bir baska yetim.

    Ama benim bambaska bir inancim var. Bedenimdeki ruhun su anda varligina, tenime, canima hatta imanima inandigim kadar inaniyorum ki o bu alemden, gerektigi her an dönmek üzere göçtü. Belki de sadece bedeni göçtü. Zaten onun ayagini kestigi alemde nasil kiyamet kopmaz ki... Nitekim bu gün bizim yoluna gönül koydugumuz ehl-i beyt askinda o var. Her bülbülün figaninda o var. Sofraya her tuzla baslayista, orucu her su veya hurma ile açista, her sarikta, cübbede, günde bes kez her minarede, binlerce hatim, hatme ve salavatlarda, oturusta kta nihayet zerre miskal sevgiyi tadan her yürekte o var. Ama görene, duyana, hissedebilene. Ne mutlu ona kavusan gönüllere, ne mutlu!

    Heyhat! Ben ufuklari gözleyen Bahira olmayi, yollara dökülüp o geliyor çigliklariyla Taleal Bedru dizelerini söyleyen ensar olma sansini çoktan kaybetmisim. çoktan! çoktan...
    Yine de içimde bir buruk sevgi var. Hani bayramligini hazirlayip da bir türlü gelmeyen bayrami bekleyen çocuklarin ki gibi bir sevgi. Babasini hiç görmeyip te ahirette görmenin heyecaniyla bekleyen buruk yetimin kalbi gibi bir sey. Anlatilmaz sadece yasanir bir ask.

    Hani tutulan bir yazi vardir son günlerde "Allah Resulu misafir gelse ne yaparsin?" diye... Evindeki uygunsuz seyleri ve üzerini nasil degistirirsin diye devam eden bir yazi. iste, ben buradayim. Etrafim ve davranislarim ALLAH ve Resulüne ayan hatta günahkar kalbim bile. Ben her seyimle buradayim, gel, gel YA RESULALLAH
    Günahkar nefsimden siyrila-bildigim kadar gafletimle, zulmetimle buradayim. On bir ayin sultaninin rahmet tasan son on gününde, merhametlilerin en merhametlisisin merhametine ve hayvanata bile merhamet eden sen Alemlerin Efendisine siginarak buradayim. Bütün azalarim ve Rabbim sahit. Seni bekliyorum Ya Resulallah, GEL!

    Bulundugum yer ne Ashab-i Kehf'in magarasi gibi, ne halim Hz. Eyyub gibi, ne Yunus gibi yollara düstüm, ne Mevlana gibi atesle pistim, ne Meryem gibi Mescid-i Aksa'ya düstüm, ne Hacer gibi çile çektim ne de Rabia gibi Hakka eristim. Ben fitne devrinin bir acizi olarak Rabbimin kismetince kafir nefsimin pençesinden kurtulabildigimce buradayim. Seni bekliyorum. Gel, gel ki: Susuz gönlüm ask sarabina kansin, kaskati kalbim yumusasin merhamete bansin. Gel, gel ki: Varligim, bedenim, ruhum her seyim hakiki varligin tadina varsin. Sen gel ki Ene'yi yoklugun denizinden geçirip ezeli ve ebedi var olana ulastirasin. Gel, sensiz olmuyor ya RESULALLAH, gel!
    Gel ey peygamberler peygamberi, Amine'den dogar gibi gel! Hira-i Nur magarasindan karanliklari bogar gibi gel! Gel ey Hatice'nin tomurcugu, Aise'nin goncasi, Abdullah'in tek meyvasi gel! Mirac'tan iner gibi gel, Veda tepesinden gelir gibi gel! Bedir'den, Uhud'dan, Hendek'ten, Hayber'den gelir gibi gel! Yüz yillarca arsa yükselen mazlumlarin ahini alir gibi gel! Nerde bir öksüz, dertli aglasa onun yasini silmeye geldigin gibi gel! Kabe'ye, Arafat'a gelir gibi gel! Arstaki melekler, yetimler aglayinca aglarmis. ALLAH yetimleri sevindireni severmis. Ramazanda yapilan hayirlari kat kat edermis. Ey yetimler yetimi alem sen gideli yetim. Boynu bükük agliyor. Sensiz asla olmuyor. Mazlumlar feryad-i figan ediyor. Gönüller sensiz çorakliga dönüyor. Gel bu yetimleri güldür, gel ya RESULALLAH! Gel ki gönüller gülsen olsun! Gel ki asik masukunu bulsun! Gel, gel ki alem ve gönlüm ebedi kurtulusunu bulsun GEL, GEL, GEL, YA RESULLALLAH, GEL!

    Nilüfer Asligül (alinti)


    Seni çok Özledim Annem

  3. #3
    ***
    DIŞARDA
    Points: 5.293, Level: 46
    Points: 5.293, Level: 46
    Level completed: 72%,
    Points required for next Level: 57
    Level completed: 72%, Points required for next Level: 57
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Scorponork - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Üye

    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    54
    Points
    5.293
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    18

    Evtas Olayi

    EVTAS OLAYI
    Hicretin sekizinci yilinda Huneyn gazvesinden sonra meydana gelen olay.
    Mekke'nin fethinden sonra Nasrogullari kabilesinden Mâlik b. Avf liderliginde Hevâzin ve Sakif kabilelerinden olusan müsrik ordusu müslümanlara savas açmis ve kadin, çocuk ve esyalarini da ordunun arkasina alarak Huneyn vadisine gelmislerdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) de müslüman ordunun hazirlanmasinda henüz müslüman olmamis müsrik Savfan b. Umeyye'den ordunun silah ve teçhizatini borç almak seklinde saglamis ve Islâm ordusu asilerin üzerine gitmisti. Ancak müslüman askerler çokluklariyla övünerek tedbirsizce ilerlerken Mâlik b. Avf'in askerleri onlari ok yagmuruna tutarak bozguna ugrattilar. Savas alaninda Hz. Peygamber (s.a.s.) ve en yakin ashâbi kalirken, müslüman askerler geri kaçmaya basladilar.
    Müslümanlar çokluklariyla magrur olmuslardi. Kelede b. Hanbel, "Bugün sihir bozuldu" derken, Seybe b. Osman b. Ebi Talha adli müsrik de Uhud savasinda öldürülen babasinin intikamini almak için Hz. Peygamber (s.a.s.)'e saldirdi; ancak bir mucize eseri eli kolu baglandi kaldi. Daha sonra o söyle dedi: "Resulullah'i öldürmek istedim, ancak basima bir hal geldi, hatta kendimden geçtim, onu öldürmeye güç yetiremedim, nihâyet onun korunmus oldugunu anladim" (Ibn Hisâm, es-Sire, IV, 72-80).
    Bu sirada Abbâs b. Abdülmuttalib'in gür sesini duyan müslümanlar tekrar toplandilar ve mevzilerinden çikan kâfirleri bozguna ugrattilar. Mâlik b. Avf Taif'e kaçarken, bir kisim düsman askeri de çocuk, kadin ve esyalariyla Nahle ve Evtas ovalarina çekildiler.
    Hz. Peygamber (s.a.s.) esir ve ganimetlerin Cirâne'de bekletilmesini emrederek Mâlik b. Avf'i tâkip etti; onun sigindigi Tâif'i haram aylardan Zilkâde girinceye kadar kusatti, sonra Cirâne'ye döndü (Ibn Sa'd, Tabakat, II, 114 vd.; Ibn Hisâm, es-Sîre, IV, 128).
    Hz. Peygamber (s.a.s.) Ebû Amir Es'ârî'yi Evtâs'daki asilerin üzerine yolladi. Ebû Âmir savasirken sehid düsünce yegeni Ebû Musa el-Es'ari, yerine geçerek âsileri yendi; baslarinda bulunan Düreyd b. Simme'yi öldürdü; esirler ve ganimetlerle Hz. Peygamber'in yanina döndü. Esirler arasinda Hz. Peygamber'in süt kardesi olan Sa'd b. Bekirogullari kabilesinden Seymâ binti Hâris de bulunuyordu. Onu Hz. Peygamber'in huzuruna çikardilar. Hz. Peygamber, onun süt kardesi oldugunu ve sütannesi Halime'nin yillar önce öldügünü duyunca, gözleri doldu. Süt kardesine yaninda kalabilecegini söyledi; fakat o, kabilesine dönmek istedi. Hz. Peygamber de onu yanina bir köle, iki cariye v.b. hediyelerle kabîlesine geri gönderdi.
    Allahu Teâlâ, Kur'an-i Kerîm'de, müslümanlarin bu savastaki halini söyle anlatmaktadir; "Huneyn gününde de hani çoklugunuz, sizi gurura sevketmisti de, size fayda vermemisti. Yeryüzü, bunca genisligiyle size dar gelmisti. Sonra ardiniza dönüp, kaçmistiniz. Sonra Allah, Resulune ve müslümanlarin üzerine sükûnet ve huzurunu indirdi" (et-Tevbe, 25/26).
    Hz. Peygamber, Taif'ten döndükten sonra Cirâne'de Havâzin kabilesinin heyetini kabul etti. Onlar, müslüman oldular, esir ve ganimetlerini istediler. Hz. Peygamber, kadinlarini verdi, mallarini ise ganimet olarak birakti. Bu sirada kadin esirlerden bazilarini ellerinde bulunduran müslümanlardan yeni Islâm'a girmis olan Mekkelilerden Akra b. Habîs, Uyeyne b. Hisn, Abbâs b. Mirdâs, ellerindeki esirleri vermek istemediler. Resulullah, "Onlari birakiniz; o esirlerden herbiri için kendisine düsecek ilk ganimetten size alti hisse verilecektir" dedi (H. Ibrahim Hasan, Islâm Tarihi, çev.: Ismail Yigit ve digerleri, Istanbul 1983, I,191). Hz. Peygamber, bu yeni müslümanlara, kalpleri Islâm'a isinsin diye, ganimetten fazlaca verince, ensâr, bu taksimden kirilmisti. Bunu belli edince, Hz. Peygamber, onlari bütün Arap kabilelerinden daha çok sevdigini söyledi; kendisinin de onlardan oldugunu belirterek, dua etti. Bunun üzerine ensâr, sevinçten agladi. Hz. Peygamber, onlara söyle hitap etmisti:
    "Ey ensâr toplulugu, sizden gelen bir söylenti ve nefsinizde hissettiginiz öfke, bana ulasti. Siz müsrikken, Allah (c.c.) sizi benimle hidâyete ulastirmadi mi?.. Birtakim kimseleri Islâm'a kazandirmak, kalplerini Islâm'a Isindirmak için verdigim biraz dünyalik yüzünden bana kirildiniz. Halbuki ben, sizin dindeki samimiyetinize güvenmistim. Allah'a yemin ederim ki, eger Hicret olmasaydi, ensârdan bir fert olmayi tercih ederdim..."
    Ensâr, "Biz, Allah'in Resulunün bizim payimiza düsmesine râziyiz..." dediler (Taberî, III, 138-139).

  4. #4
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart cahiliye dönemi



    Seni çok Özledim Annem

  5. #5
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Fıl vakası (ebabıl kusları)

    Kâbe'yi yikmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen valisi Ebrehe'nin ordusuna saldiran kuslar.
    Ebâbil, Arapça'da "bölükler, sürü, sürüler" demektir. Kelime, Kur'ân-i Kerim'de Fil sûresinin üçüncü âyetinde geçmektedir. Fil sûresinde olay söyle anlatilmaktadir: "Görmedin mi Rabbin fil sahiplerine ne yapti? Onlarin tuzaklarini bosa çikarmadi mi? Üstlerine sürü sürü kuslar gönderdi. Onlara çamurdan sertlesmis taslar atiyorlardi. Nihâyet onlari yenilmis ekin yapragi gibi yapti." (el-Fil, 1I5/1-5).
    Bu olay Hz. Peygamber'in dogdugu yil olmus ve orduda bulunan fil/fillerden dolayi Araplar arasinda "Fil Vak'asi", geçtigi yil ise "Fil Yili" olarak meshur olmustur. Olay kaynaklarda söyle zikredilmektedir:
    Habesistan Krali Necâsi Ashame'nin, Yemen'e hükümdar tâyin ettigi Ebrehe b. Sabbah el-Esrem, Mekke'ye giden kervan ve Kâbe ziyaretçilerini çekmek ve San'a sehrini ticaret merkezi haline getirmek üzere burada Kulleys veya Kalis denilen bir tapinak (kilise) yaptirdi. Ancak tapinaga gelen olmadigi gibi Fukaym kabilesine mensup bir Arap veya bir grup Arap kiliseye girerek pislediler. Bunu ögrenen Ebrehe çok kizdi ve Kâbe'yi yikacagina yemin etti. Büyük bir ordu ve gayet iri cüsseli "Mamud" adli fili önde oldugu halde Mekke'ye yöneldi. M.S. 57I veya 571 yilinda altmis bin asker ve on yahut dokuz fille yola çikti. (Ibnü'l-Esir, el-Kâmil fi't Târih, Nsr: Tornberg, Beyrut 1965, I, 442).
    Ebrehe yolda Yemen krali Zû Neferi bozguna ugratti, ardindan Has'amlilari yendi ve bunlarin Nufeyl b. Nubeyb adindaki liderinin hayatini bagislayarak kendisine Mekke'ye gidiste rehber yapti. Taif'teyken Sakif'liler tanrilari Lât'i korumak ugruna Ebrehe ile isbirligine yanasip Ebû Regal'i ona rehber olarak verdiler. Ebrehe'nin fillerin destegindeki muazzam ordusunun karsisinda hiçbir ordu dayanamadi ve Kureys'liler bu gelise bakarak Kâbe'nin yikilacagina kesin olarak inanmaya basladilar.
    Abdülmuttalibin Ebrehe ile Görüsmesi
    Mekke yakininda Mugammes denilen yerde Ebrehe ordusu çadirlarini kurdu ve çevredeki Mekke'lilere âit develeri yagmaladilar. Burada, Ebû Regal öldü. Develerin içinde Abdülmuttalib'in de iki yüz devesi vardi. Ebrehe'nin elçisi Hinata el-Himyeri Mekke'ye giderek Kureys'lilerin ileri gelenleriyle görüstü ve "Kâbe'yi tavaf etmeyi biraktiklari takdirde onlara saldirmayacaklarini" söyledi. Onlara sadece Kâbe'yi yikmak için geldiklerini, kendileri ile savasmayacaklarini bildirdi (Ibnü'l-Esir, a.g.e., s.443).
    Abdülmuttalib, "Biz onunla savasmak istemiyoruz, buna gücümüz de yetmez. Orasi Beytullah'tir, eger korursa O (Allah) Harem'i korur" dedi; develerini görüsmek üzere Ebrehe'nin yanina vardi. Abdülmuttalib'e iyi davranan ve önce onu takdirle karsilayan Ebrehe, Abdülmuttalib develerini isteyince söyle dedi: "Seni ilk gördügümde gözüme büyük bir sahsiyet olarak görünmüstün. Ama sen Kâbe'nin korunmasini isteyecegin yerde develerinin pesine düsünce gözümden düstün." Abdülmuttalib, "Ben develerin sahibiyim. Kâbe'nin de sahibi var, O onu korur" dedi.
    Abdülmuttalib develerini alip Kureys'lilerin yanina döndü, onlara olup biteni anlatti ve hepsi, muhtemel bir katliâma karsi Mekke'den ayrilip daglara çekildiler.
    Fillerin Yere Cökmesi
    Sabaha karsi Ebrehe, Mekke'ye ilerledi. Mamud denilen büyük fil, sehre yaklâsinca yere çöküverdi; kalkmasi için çok ugrastiklari halde kalkmadi. Öteki fillerin de, Kâbe yönünde sürüldüklerinde yere çöktükleri, baska bir yöne yöneltildiklerinde kosarak kaçmaya çalistiklari görüldü. Bu mucizeyi olayin sihhati Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Kusva adli devesinin Mekke yakinlarinda çökmesi olayinda, Nebi (s.a.s.)'in söyledigi sözlerle sâbit olmustur: Devesi çökünce Rasûlullah'in ashâbi, "Deve çöktü" dediginde, Rasûlullah; "Hayir, Kusva çökmedi, yalniz onu 'Fili engelleyen' engelledi" buyurmustur. Buhâri ve Müslim'de, Rasûlullah (s.a.s.)'in Mekke'nin fethi günü söyle dedigi nakledilmektedir: "Yüce Allah filleri Mekke'ye girmekten alikoydu. Ama Rasûlünü ve mü'minleri oraya gönderdi. Dün oldugu gibi bugün de oranin hürmeti iâde olmustur. Dikkat edin, hazir olan olmayana bildirsin. "
    Kuslarn Ebrehe Ordusuna Saldirmasi
    Ebrehe ordusu Mekke'ye girerken deniz tarafindan, dahâ önce o bölgede hiç görülmemis, kirlangica benzer kus sürüleri bir anda ortaya çikarak Ebrehe ordusuna saldirdilar. Gaga ve pençelerinde tasidiklari taslari ve çamurdan balçiklari askerlerin üzerine biraktiklarinda onlar, kurumus, paramparça olmus agaç yapraklari gibi dagildilar. Rehberleri Nufeyl kaçti, askerler kus saldirisinda telef olup feci sekilde öldüler; yolda kalanlar, geriye dönenler de helâk oldular. Mekke'liler bu mucizeyi daglardan seyrederken Allah'in irâdesi karsisinda hayret ve dehset içindeydiler. Ebrehe, bu saldirida etleri parçalanmis, çürümüs halde San'aya dönerken, Hasm kabilesinin yasadigi bölgede gögsü ikiye yarilarak acikli sekilde öldü (Kadi Beydâvî, Envârü't-Tenzil, Fil Sûresi tefsiri).
    Kuslar ve attiklari taslar hakkinda çesitli rivâyetler vardir. Bu olay Rasûlullah'in dünyaya geldigi yilda vukû buldugundan, Peygamberimizin ilk mucizelerinden sayilmistir. Muhammed b. Ishak ve Ikrime o yil çiçek hastaliginin Mekke'de yayginlastigini söylemislerdir. Muhammed Abduh (v. 19I5) bu rivâyetlerden hareketle Kur'ân'da geçen "Tayran Ebâbile" ifâdesiyle kastedilenin "sinekler" oldugunu ayaklarinda salgin hastalik mikrobu tasiyan sinek sürülerini Allah'in, Ebrehe ordusuna musallat kildigini belirtmektedir. Yeryüzünün en ihtisamli ordusu ve hayvanlari (filleri) ile gelen Ebrehe ve ordusunu Allah, bir ibret olsun diye gözle görülemeyen küçük canlilarla mikroplarla helâk etmistir. Bu görüsü yukarida zikrettigimiz gibi daha önce ilk siyercilerden Muhammed b. Ishak da kaydetmistir.
    Bu tefsirde önemli olan husus; Muhammed Abduh, Resid Riza, ve diger bazi müfessirlerin, Allah'in, olaganüstü, fevkalâde, harikulâde mucizesi ile bu Allah düsmani orduyu helâk edisini dile getirmeleridir. Tefsirlerde kuslarin mâhiyeti hakkinda degisik görüsler bulunmaktadir. Ibn Abbas ile Dahhak, Ebâbil'i "birbiri arkasindan gelenler" diye yorumlamislardir. Hasan-i Basri ile Katâde, "çok" mânâsina; Ibn Zeyd "çesitli, sagdan soldan gelenler" mânâsina; Mücâhid, "toplu halde arka arkaya gelen" mânâsina geldigini söylemislerdir. Kuslarin, bölük bölük, karisik türde olduklari anlasilmaktadir. Rivâyetlerde kuslar; kirlangica, keklige, sigirciga, yarasaya, hatta "zümrüdü anka"ya benzetilmektedir .
    "Siccil" kelimesi, tas ve çamur demektir. Yahut, çamurla sivanmis tas anlamina gelir. "Asf" kelimesi, agaç yapragi anlamina gelir. Haserelerin agaç yapragini yiyip ufalttiklarinda yaprak yenik yenik hale gelir ki, sûrede anlatilmak istenen budur.
    Sûrenin anlami; Allah'in, Kâbe'nin müdafaasini müsriklere birakmadigini, saldirganlari alisilmadik sekilde helâk ettigini bize anlatmaktadir.
    Olayin Gerceklestigi Yer
    Fil olayi, Müzdelife ve Mina arasindaki Muhassab vadisi arasinda bulunan Muassib'da meydana gelmistir. Müslim ile Ebû Dâvûd, Câbir'den rivâyetle onun söyle dedigini yazarlar: "Rasûlullah Müzdelife'den Mina'ya hareket ettigi zaman Muassib vadisin de hizlanmisti." Imam Nevevî bunu söyle izah etmistir: "Ashâb-i Fil olayi burada cereyan etmistir. Onun için, sünnet olan, hacilarin buradan hizla geçmesidir" (Mevdûdî, Tefhimul Kur'an Trc: Muhammed Han Kayani ve digerleri, Istanbul 1988, VII, 238)
    Imam Mâlik de Hz. Peygamber'den, "Müzdelife durma yeridir, ama Muassib vadisinde durulmamalidir" hadisini nakleder.
    Müsrik Kureyslileri bu olay o kadar etkilemistir ki, üç yüz altmistan fazla Kâbe putunu unutup yedi yahut on sene Allah'a tapmislardir. Fil sûresin de Allah, Ashâb-i Fil'in aci âkibetinin fecâatine sadece ana hatlariyla deginmis ve müsriklere, Hz. Muhammed (s.a.s.)'in dâvetine karsi çiktiklarinda, onlarin baslarina gelebilecek acikli azabi hatirlatmistir.


    Seni çok Özledim Annem

  6. #6
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Hasımîler



    Seni çok Özledim Annem

  7. #7
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Teblıgın bes devresı



    Seni çok Özledim Annem

  8. #8
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Peygamberlıgı ve mekke dönemı



    Seni çok Özledim Annem

  9. #9
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Peygamberimizin (s.a.v.) ay mucizesi



    Seni çok Özledim Annem

  10. #10
    ***
    DIŞARDA
    Points: 155.310, Level: 100
    Points: 155.310, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 0%
    Overall activity: 0%
    Achievements
    Konyevi Nisa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    Dünyadan !!
    Mesajlar
    20.631
    Points
    155.310
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    39

    Standart Firavun



    Seni çok Özledim Annem

Sayfa 1/4 123 ... SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •