Risale-i Nur’da ORDU VE ASKER
TAKDİM
Risale-i Nur eserlerinde, pek çok ehemmiyetli mese*lelerde olduğu gibi, Asker Kuvveti ve Ordu hakkında da ehemmiyetle üzerinde durulmuştur.
Milletin kurduğu ve sahibi olduğu Devlet bünyesinde yerini alan Ordu’nun, muayyen selahiyet ve vazife hududları vardır.
Bu hudutlar dairesinde vazife şuuruna sahip olan Ordunun, dahilde (asayişi te’min), harice karşı (muhafaza-yı hudud) şeklinde ifade edilen iki te*mel vazifesi İslâm milletinin istiklâliyeti ve bekası cihe*tinde çok büyük ehemmiyeti taşır.
Buna göre Ordu, devlet bünyesi içinde belirlenen va*zifelerinde hassasiyetinin zayıflatılması veya vazife hudutla*rını aşması gibi durumlar milli beka ve istiklâliyetin zararına neticeler doğurur.
Evet, hak kanunlarına itaat, millî beraberliğe ve dola*yısıyla millî kuvvetin tahakkukuna sebeptir.
Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı:
«Asker*lik ocağı cesîm ve muntazam[1] bir fabrikaya ben*zer. Çarkların biri intizam ve itaatte serkeşlik[2] et*mekle, bütün fabrika hercümerc[3] olur.
Sizin o muntazam ve kuvvetli fabrika-i Askeri*yeniz, otuz milyon Osmanlı ve üç yüz milyon nü*fus-u İslâmiyenin[4] nokta-i istinadı[5] ve mâden-i is*timdadıdır.[6]» (Hutbe-i Şamiye sh: 105) şeklinde nazara verir.
İşte bu derlemede milletin en büyük maddî ve müsel*lah kuvveti olan mücessem ve muhteşem Ordunun vazife şuuru ve istikameti gibi hususlarına bakan bazı kısımları, Risale-i Nurdan tesbit ederek fikir sahasına arzetmeyi dinî ve millî bir vazife telakki ettik.


Alıntı
