.

‘’Sadece O vardır ve hiçbir şey yoktur O’ndan başka.’’
Hem zaten dünyanın tüm zerreleri raks etmiyor muydu? Hepsi de noksandan yetkinliğe yönelmiyor muydu.
İkinci selam…
Üçüncü selam…
Dördüncü selam…
Sonrasını hatırlamıyordu yine, varlığını bu yola vereli, kendinden geçeli hal içinde hal, zaman içinde zaman açılıyordu nicedir. Hem her görünen söylenir miydi? Anlatılmaz yaşanır denen şey de zaten bu değil miydi?
Semanın, ayinin sona erişini anlayamadan su gibi akan zamanla birlikte Kur’an sesiyle irkildi.
‘’ Sadakullahu’l azim vel-hamdu lillahu Rabbi’l alemin’’
El fatiha dedi, tüm kuvvetiyle.
Secde etti yeri öptü ve kafasını kaldırıp ayağa kalktığında çoktan gülbanka başlamıştı.
‘’İnayet-i Yezdan, himmet-i merdan, ber ma hazır ve nazır bad, Kulub-ı aşıkan….
Sır sahiplerinin efendisi kimdi, mutluluk bahşeden, tüm canların kararı olan, kimdi. Onun sırlarına yüreğini hazırlayan, bu sırları veren, bu sırları gönle fısıldayan kimdi…
ALLAH dedi, elbet ALLAH….
Devam etti, devam etti içinden Allah, dışından HU dedi.
İki adım öne doğru adım attı, ayaklarını mühürledi, semazenbaşına bakıp yüksek sesle ‘’ Esselamu’n aleyküm’’ dedi.
Semahane bu sesle yankılandı.
Ve aleykumu’s selam ve rahmetullahi ve berakatihi
Ve aleykumu’s selam ve rahmetulla….
Ve aleykumu’s se………
Ve aleyku…..
Geriye dönüp bakmadı, geriye dönüp bakılmazdı zaten, geriye çevirseydi kafasını belki yorgun bir işçiyi iştiyakla sema edip kendinden geçerken görecekti. Ya da oğlunun dokuz on yaşlarında, mavi tennuresiyle yanında ‘’Allah’’ diye diye döndüğünü görecekti. Sonra torununu aynı yaşlarda tennuresinin eteklerini tutan meleklerle birlikte görecekti belki. Belki sema eden dervişlerin arasına karışan yenilerini görecekti. Elini uzatsa, ayağına takat gelse ileriye geçecekti sanki. Yıllar sonra sema meydanında raks eden zikreden dervişleri görecekti. Gönüllere akan muhabbet akışını görecekti.
Durdu, kalbini yokladı.
Doğum ve ölüm arasında, arada geçen ömür semahanenin giriş kapısında mırıldandığı ‘’ Besmele’’ ile, çıkarken eklediği ‘’Elhamdürillah’’ arasında değil miydi?
Bakalım daha kaç kez doğacak ve kaç kez batacaktı aşk meydanında. Ve ömrü daha kaç güzellik saklayacaktı.
Sır dedi, eğildi. Kalbine döndü.
Kalbine eğilmek, kalbine dönmek
Aslonan bu değil miydi?
Bildi, eğildi.
Sessizleşti.
Mırıldandı.
Pir’in diliyle söyledi.
‘’ Dönüşlerimiz sona erdi ve sırlarımız olgunluğa erişti. Allah hakikate ulaştırdı.’’
ELHAMDÜRİLLAH
YA ALLAH
ELHAMDÜRİLLAH
YA ALLAH
HU…..
Vip Özel Üye

Elif olmak zordur
Çünkü elif olmak
Yuvarlak bir dünyada dik durmanın
Dik ve önde
Belki acıyla
Ama vazgeçmeden durmanın
Dünya ne kadar dönerse dönsün
Olduğu yerde kalmanın adıdır elif olmak
Kaç silah varsa elife çevrilir
Elif hep olduğu yerdedir
Silahlar patladığında ilk vurulan eliftir
Zordur elif olmak
Elif olmak hep vurulmaktır
Elif olmak yalnızca elif olmaktır
Ne B, ne T, ne S
Elif
Yalnızca elif
Elif demeden hiçbir şey denilemez
Ben elif dedim
Artık her şeyi söyleyebilirim...