.

İKİNCİ NÜKTE
İmâm-ı Rabbânî Ahmed-i Fârûkî (r.a.) demiş ki: "Ben seyr-i ruhanîde (ruhlar alemi yani misal aleminde) kat-ı merâtip (Mertebeleri dolaşırken) ederken, tabakat-ı evliyâ(Evliya tabakaları) içinde en parlak, en haşmetli, en letâfetli(Güzel,latif), en emniyetli, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı(Uymayı) esas-ı tarikat (Asıl yol) ittihaz(kabul) edenleri gördüm. Hattâ o tabakanın âmi (avam, alim olmayan) evliyaları, sair(diğer) tabakâtın( tabakaların) has velîlerinden daha muhteşem görünüyordu."
Evet, Müceddid-i Elf-i Sâni İmam-ı Rabbânî (Dini yaşadığı asra uygun olarak ifade eden İmam)(r.a.) hak söylüyor. Sünnet-i Seniyyeyi esas tutan, Habibullahın zılli(gölgesi) altında makam-ı mahbubiyete( Allah'ın sevgisine) mazhardır(nail olur, şereflenir).
.

ÜÇÜNCÜ NÜKTE
Bu fakir Said, Eski Said'den çıkmaya çalıştığı bir zamanda, rehbersizlikten ve nefs-i emmârenin (Kötülük tavsiye eden nefsin) gururundan gayet müthiş ve mânevî bir fırtına içinde akıl ve kalbim hakaik içerisinde yuvarlandılar. Kâh Süreyya (Yıldız)'dan serâ (Yere,arza) ya, kâh serâdan Süreyya'ya kadar bir sukut (düşme) ve suud (yükselme) içerisinde çalkanıyorlardı.
İşte, o zaman müşahede ettim ki, Sünnet-i Seniyyenin meseleleri, hattâ küçük âdâbları, gemilerde hatt-ı hareketi (Hareket yönünü) gösteren kıblenâmeli birer pusula gibi, hadsiz zararlı, zulümatlı (karanlık) yollar içinde birer düğme hükmünde görüyordum. Hem o seyahat-i ruhiyede, çok tazyikat altında, gayet ağır yükler yüklenmiş bir vaziyette kendimi gördüğüm zamanda, Sünnet-i Seniyyenin o vaziyete temas eden meselelerine ittibâ ettikçe (uydukça) , benim bütün ağırlıklarımı alıyor gibi bir hiffet buluyordum. Bir teslimiyetle, tereddütlerden ve vesveselerden, yani, "Acaba böyle hareket hak mıdır, maslahat mıdır?" diye endişelerden kurtuluyordum. Ne vakit elimi çektiysem, bakıyordum, tazyikat çok. Nereye gittikleri anlaşılmayan çok yollar var. Yük ağır, ben de gayet âcizim. Nazarım da kısa, yol da zulümatlı. Ne vakit Sünnete yapışsam yol aydınlaşıyor, selâmetli yol görünüyor, yük hafifleşiyor, tazyikat kalkıyor gibi bir hâlet (hal) hissediyordum. İşte o zamanlarımda İmam-ı Rabbânînin hükmünü bilmüşahede (Görürcesine) tasdik ettim.