***
DIŞARDA
Points: 494.637, Level: 100
Level completed: 0%,
Points required for next Level: 0
Overall activity: 100,0%
Achievements


Ahir Zamanda Genç Olmak
Ahir Zamanda Genç Olmak
BİR MAYIS günü, artık orta yaşlılığa terfi etmiş biri olarak yollardaydım. Hava, tam bir bahar havasıydı. ‘Ahir zamanda çocuk olma’nın bütün ağırlığını yaşayan çocuklarımızı, biraz hafiflemeleri arzusuyla, erkenden ninelerine götürmüştü hanım. Çocuklar hem nine, hem de toprak yüzü göreceklerdi. Ben ise ihtida öyküleriyle meşguldüm. Hayatında ilk kez üniversitede iken bir müslümanla, üniversite bitiminde ise İslam’la tanışan bir hanımın önyargılarla cedelleştiği nice yıllardan sonra İslam’a gelişinin öyküsünü Türkçe’ye aktarmaya çalışmış; bu arada, bir hayli bunalmıştım. Hava güneşliydi ve güneş yakmıyordu. Bahar beni dışarıya davet ediyor, yorgun zihnim yeni bir ihtida öyküsünün tercümesine elvermiyordu.
Çoluk çocuk emin ellerde, hava da günlük güneşlik olduğuna göre, birçok yazımın doğum vesilesi olagelmiş bir işe gönül rahatlığıyla koyulabilir; ilk anda nereye çıkacağı belirsiz biçimde, sokaklar arasında rastgele bir yolculuğa çıkabilirdim.
Çıkmıştım da. Yolun daha ilk adımında karşıma çıkan gazete manşetleri keyfimi kaçırmıştı lakin. Zihnim bu manşetlere takılmış halde, sokaklar arasında yürümeyi sürdürdüm. Dar sokaklar, arabaların işgali altındaki kaldırımlar, arabalar arasından selametli bir geçit bulma çabası derken Kadıköy meydanına çıktığımda, bir sürprizle karşılaştım. Bayram değil, seyran değil, hafta sonu hiç değildi. Ama meydan ve meydanı çevreleyen her yer kalabalıktı. Kafeler, kafeteryalar, muhallebiciler, pastaneler, mağazalar, fast-food mekanları, dükkanlar, otobüsler, dolmuşlar, banklar, vapur iskelesi, otobüs durakları.. her yer doluydu. Her yaştan insan, ama özellikle de gençler doldurmuştu meydanı. Cep telefonuyla oyalanarak arkadaşını bekleyenleri de vardı, arkadaşına kavuşmuş halde gezip dolaşanı da. Kimi bir kafede tek başına oturuyor, kimi gruplar halinde gülüp eğleniyordu.
Hafta ortası bu meydanda bu kadar genç olmazdı aslında. Yoksa bir gösteri, bir olay, yahut bir konser filan mı vardı?
Neden sonra anladım ki, bugün hafta ortasıydı, ama yine de tatil günüydü. Bugün, vaktiyle bayram olarak gençlere adanmış bir Mayıs günüydü.
Günün anlam ve önemine gecikmeli de olsa intikal ettikten sonra, bugün bu meydanı gençliği esas alarak gözlemleme düşüncesi içimde belirdi. Bir gözüm denize, bir gözüm meydana yakın vaziyette bir banka oturdum. Vaktiyle bana ‘meydan okumaları’ yazısını düşündüren bu mekanda gençliğe adanmış bir Mayıs günü ‘gençlik okumaları’na başladım. Neye niye bakacağımı aşağı yukarı biliyordum. Ne niyetle bakmayacağımı da. Gözüme ilişen kareler arasında “Gençliğimiz acınacak halde” gibisinden hükümlere ulaşmaym sağlayacak bir seçmecilik yapmaya niyetim yoktu mesela. Hem, “Gençliği eğitmek lazım” gibi pedagoji özürlüsü cümleleri oldum olası sevmiyordum. “Gençler kötü durumda” demek kolay, ama genç olmak zordu; bunu çok iyi biliyordum. Rudyard Kipling gibi, ben de, “I know what it is to be young” diyebilirdim, zira vaktiyle ben de bir gençtim, gençliğin ne demek olduğunu iyi bilirdim. Ayrıca, birilerine tepeden bakmak, kişileri yönetilecek ve yönlendirilecek nesneler olarak görmek, hiç sevemediğim tavırlar arasındaydı. Dahası, her hal ve şartta, Allah’ın insanı temiz bir fıtratla yarattığına dair inancım vardı. Her insanın aynı temiz fıtratla dünyaya geldiğini, sevgili Peygamberimden öğrenmiştim zira. O yüzden, fetret manzaralarının hakim olduğu durumlarda dahi, fetrete karşı fıtrata itimadım tamdı.