2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Sırlı Mağara Sakinleri: Ashab-ı Kehf

    Share
  1. #1
    ***
    DIŞARDA
    Points: 494.637, Level: 100
    Points: 494.637, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 100,0%
    Overall activity: 100,0%
    Achievements
    SiLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    EMEKTAR KURUCU

    .
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yer
    ISPARTA
    Mesajlar
    18.956
    Points
    494.637
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    10

    Sırlı Mağara Sakinleri: Ashab-ı Kehf


  2. #2
    ***
    DIŞARDA
    Points: 57.110, Level: 100
    Points: 57.110, Level: 100
    Level completed: 0%,
    Points required for next Level: 0
    Level completed: 0%, Points required for next Level: 0
    Overall activity: 99,9%
    Overall activity: 99,9%
    Achievements
    MaHiR 01 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Co Admin
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yer
    Bir Boğaz yedi tepe
    Mesajlar
    8.040
    Points
    57.110
    Post Thanks / Like
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Sırlı Mağara Sakinleri: Ashab-ı Kehf

    Yoksa sadece maziye ait bir vak’anın zikredilmesinden başka bir mânâ ifade etmeyen -hâşâ!- bir durum söz konusu olacaktır. Kur’ân gibi mucize bir kitap, bu tür mülahazalardan münezzeh ve müberradır. Bu kıssanın, her devrin insanına olduğu gibi bu devrin insanına da anlattığı/anlatacağı çok şey vardır. Aslında her devrin insanının, kabiliyeti ölçüsünde bu ve benzeri kıssalardan hisse almaları için bunlar Kur’ân-ı Kerim’de anlatılmaktadır.



    ‘Onlar bir fütüvvet cemaati, bir gençler topluluğudur ki hakikati omuzlamış ve ne olursa olsun onu yaşama azmindedirler’ dedikten sonra ilave eder: Biz de onların hidayetlerini artırdık ve onların kalblerine râbıta verdik. Birbirlerine sımsıkı bağlandılar ve pervasız hale geldiler. Onlar, küfür, tuğyan ve dalalet karşısında gayet fütursuz idiler. Rahatlıkla ateşe girebilir, çarmıha gülerek gidebilir ve arenalarda aslanların ağzında parçalanırken Cenab-ı Hakk’ın celâlî tecellilerini seyir neşvesiyle tebessümlerle ölüme yürüyebilirler. Öyle ki kolluk kuvvetleri onları yakalamak için takip ederken bile onlar bunları bir koruma görevlisi gibi karşılar ve her zaman rahat hareket ederler. Kalbleri, kenetlenmesi gerektiği şekilde kenetlenmiştir. Başkaldırmışlardır kargaşaya, nizamsızlığa.. bu başkaldırışlarında Hakk’ın rızası ve âlemşümul değerlere saygı nümâyândır. Her zaman, “Sizin ve bizim Rabbimiz, semâvât ve arzın Rabbidir. Biz O’ndan başkasına el açıp yalvarmayız.” (Kehf, 18/13-14) hakikatiyle soluklanırlar.

    Devlet gücü zalim ve gaddar insanların eline geçince, Neronlar’a rahmet okutacak zulüm ve işkence inanan insanların mukadder âkıbetleri olmuş ve bu makus talih değişeceği ana kadar da görmedikleri zulüm ve çekmedikleri çile kalmamıştır. İhtimal Uhdud Ashabı’nın zulmü de işte bu döneme rastlar: Hendekler kazılır, hendeklerin içi alev alev ateşle doldurulur ve inanan insanlar diri diri bu hendeklere atılarak cayır cayır yakılır, ama yine de o mü’minlerde dininden dönen olmaz. Hatta bir kadın, elinde çocuğuyla beraber yanıp gidecektir. Bir ara tereddüt geçirir. Herhalde kendisinin yanması umurunda değildir, ama “Bu masum çocuk yüzünden mesul olur muyum?” diye düşünmektedir. İşte o esnada kundaktaki çocuktan ses gelir: “Ana durma at kendini!” Ve kadın hiç düşünmeden ciğerpâresiyle beraber kendini ateşe atıverir...

    Fütüvvet cemaati, kadını ve erkeğiyle her türlü mehâliki göğüsleyen yiğitler topluluğudur. Uhdud Ashabı, bunca katliama rağmen yine karşılarında kıyam edip duran bir gençlik buluyorlardı. Onlar çarmıha geriliyor, yakılıyor, fakat asla dinlerinden taviz vermiyorlardı. Demir testerelerle kesiliyor, etleri kemiklerinden ayrılıyor, yine de dinlerinden dönmüyorlardı. Günlerce ve aylarca aç susuz bırakılıyor, çöllerde süründürülüyor, buna rağmen bir adım geri atmıyorlardı. Zaten, asırlar sonra Habbab b. Eret’in dua talebine karşı Allah Resûlü işte bu kahramanları misal göstermemiş miydi? Evet onlar kendilerine düşeni hakkıyla yapmışlardı; saadet asrında da bu vazife Allah Resûlü’nün arkadaşlarına düşmüştü. Ve Allah Resûlü orada son cümlesini şöyle tamamlamıştı: “Allah bu dini tamamlayacaktır, ama siz acele ediyorsunuz.” Acele etmeye hiç gerek yoktu. Çünkü fütüvvet cemaati er geç fonksiyonunu eda edecek ve kendine düşeni yaparak dinin tamamlanması mevzuunda Cenab-ı Hakk’ın lütfuna mazhar olacaktı. Ne var ki, sabır isteyen böyle bir meselede diş sıkıp sabretmek gerekecekti.. evet bu tür konularda acele, daima yıkım getirmiş ve milyonlarca insanın çalışma ve gayretleriyle vücut bulan bir oluşum heba olup gitmiştir.



    Çilesiz insanlardan gelen musibet

    Sözün burasında bir girizgâh bulup şu hususa intikalim mazur görülsün: Bugüne kadar kendimi daima mü’minlerin en mücrimi görmüşümdür. Bunun bir devamı olarak da İslâm hesabına bir şey yaptığım iddiasında bulunduğumu hatırlamıyorum. Ancak şu da bir gerçek ki, yeryüzünde bütün inanan insanlar doğransa ve sadece ben kalsam, bu durum beni hiç mi hiç ümitsizliğe düşürmez. -Hafizanallah- böyle bir şey olsa ben yine: “Çalışır, tekrar çoğalırız” der, yoluma devam ederim. Ancak inanmış insanların, hayatın bütün sahalarında oldukları devrede dahi işe çilesizlerin müdahale etmesi ve mazisinde hiçbir sıkıntı bulunmayanların işi ellerinde tutmaya çalışmaları.. işte beni ve benim gibi düşünenleri ümitsiz edecek en büyük musibet budur. Zira Saadet asrını dahi bu tür çilesizler karıştırmış ve İslam âlemini kan gölü haline getirmişlerdir.

    Evet o aydınlık çağı ifsat edenler, Habbablar, Ammarlar ve Bilaller değildir. Nerede, nevzuhur ve sonradan iltihak etmişler varsa -elbette hepsi değil, sözüm sadece bir kısım çilesizleredir- bu ifsat ve anarşinin başını hep onlar çekmiştir. Bu hususu düşündükçe bazen ümidime gölge düştüğünü ve ellerimi açıp Rabbime şöyle niyaz ettiğimi itiraf etmeliyim: “Rabbim, ard fikirli insanları Sen bertaraf et. İnanan insanları hiçbir zaman inkisara uğratma!” Amin.


    Güzel paylaşım için; Allah c.c razı olsun. Emeğine sağlık, Ellerin dert görmesin ablacım.
    Selam Ve Duâ İle...









Benzer Konular

  1. Eshab-ı kehf = mağara arkadaşları
    By Günışıgı in forum Dini Hikâyeler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.02.10, 07:29
  2. Sabır, kurtuluşun sırlı anahtarıdır
    By Mü$FiKuN in forum İslami Konular Ve Kaynaklar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 07.10.09, 12:45
  3. O Diyarın Sakinleri
    By Reyhani in forum Sahabeler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15.08.09, 10:33
  4. Mabetlerin Sırlı Dünyası
    By BaRLa in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.06.09, 16:58
  5. Hz. Ali: Ilmin sırlı kapısı
    By İslam-Gülü in forum Sahabeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.08.08, 16:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •