Printable View
Bir kimse Ebü'l-Abbas Mürsi hazretlerini imtihan için, ona helal olduğu şüpheli bir yemek getirdi. Ebü'l-Abbas hazretleri o yemeği kabul etmedi ve; "Şüpheli bir şey ile karşılaştığımda, vücudumdaki damarlar hareket edip beni ikaz ederler. Vallahi mideme, asla haram lokma girmedi" buyurdu.
Ali bin Şihab hazretleri, sık sık; "Helal lokma ile beslenen bedeni toprak çürütmez" buyururdu. Onun bu sözüne bazıları itiraz edip, bu durumun Peygamberlere ve şehidlere mahsus olduğunu söylerlerdi. Vefatından yirmi bir sene sonra Ali bin Şihab hazretlerinin söylediği söze yine itiraz edenler oldu. Sözünün doğru olup olmadığını anlamak için, gidip kabrini açtılar. Onu, ilk gün koydukları gibi bembeyaz bir kefen içinde buldular.
Resul-i Ekrem -sallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise Hadis-i şerif'lerinde buyurur ki:
"Helali aramak, helal kazanmak ve helal yemek her müslümana farzdır." (Taberani)
"Helal lokma aramak, ve onunla karnını doyurmak, cihad gibi sevap kazandırır." (Camiussağir)
"Takva ve taat için mal ve servet müminlere ne güzel bir yardımcıdır." (Münavi)
"Salih adam için helal mal ne güzeldir." (Ahmed bin Hanbel)
Her şey, müsbet veya menfî sahip olduğu husûsiyetlere göre değer kazanır veya kaybeder. Bu gerçek, helâl ve haram meselelerinde daha da bârizleşir. Onun için eskiler mal ve mülk hakkında:
"Haydan gelen hûya gider!" demişlerdir.
Bu, iki mânâya da gelir. Birincisi; "Hayy" olan Allâh'tan gelen yine "Hû" olan Allâh'a gider, demektir. İkincisi de; havadan kazanılan, şüphe ve haramla karışık kazançlar da yine havaya/boşa gider, anlamındadır. Kısaca helâl helâle vesîle olurken, harâm da harâma sebebiyet verir. Nitekim bu hakîkati ifâde sadedinde Ebû Bekir Verrak Hazretleri bir sohbetinde:
"- Sabahları kalkınca insanlara bakarım; kimin helâl, kimin haram yediğini anlarım!" buyurdu.
Sordular:
"- Bunu nasıl anlıyorsun?"
Şöyle îzâh etti:
"- Her kim sabahleyin kalkar kalkmaz dilini boş laf, gıybet ve sövüp saymakla meşgul ederse, bilirim ki bu hâl, yediği harâm gıdâdan kaynaklanmaktadır. Her kim de sabahleyin kalktığında dilini Allâh Teâlâ'nın zikri, kelime-i tevhid ve istiğfarla meşgul ederse, onun aldığı gıdâ da helâl yoldandır... Çünkü helâl de harâm da, sahip oldukları özelliklere göre insanların fiillerine yansırlar..."